18 Ağustos 2009 Salı

Wordpress Kurulumu

...

bildirgec.org'ta yayınlanan "Baştan Sona Wordpress Kurulumu" adlı yazıma aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Wordpress Kurulumu

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Wordpress'te Arama Motoru Optimizasyonu diğer adıyla "SEO"

Dünya'da en çok kullanılan hazır sistemlerden olan wordpress, gerçekten kolay kullanım arabirimiyle, binlerce temasıyla, yüzlerce eklentisiyle (Plugin) biz değerli internet paylaşımcılarına devam ediyor.

Ancak sitelerimizde wordpress'i kullanırken dikkat edeceğimiz bir konu daha var: Arama Motoru Optimizasyonu. Diğer adıyla Search Engine Optimization (SEO)

Öncelikle Arama Motoru nedir, ne amaç içerir ondan bahsedelim.

Arama motoru internette siz gezinirken bilgiye kolayca ulaşabilmeniz için tasarlanmış sistemlerdir. Yazdığınız kelimeyi yada kelimeyi sizi en faydalı bağlantıya ulaştırmak için tasarlanmaya programlanmış, çok geniş ve derin algoritmik değerlere sahip sistemlerdir. Arama motorları arasında da şu an GOOGLE baba en çok bilineni. Daha sonrasında ask.com, yahoo gibi arama motorları geliyor. Şu son dönemde Microsoft'un da piyasaya sürdüğü bing adlı bir arama motoru da popülerliğini gün geçtikçe artırıyor.

Arama motorundan bu kadar bahsettik. Şimdi asıl konumuz olan ARAMA MOTORU OPTİMİZASYONUNDAN bahsedebiliriz...

Arama motoru optimizasyonu, en basit dille ifade edecek olursak sitemizle ilgili/ilgisiz kelimelerde üst sıralarda çıkabilmek için yapılan ayarlardır. Bu ayarlar siteniz için hayati değer taşımaktadır. Çünkü arama motorlarında üst sıralarda çıkmak demek sitenizin ziyaretçi sayısının yüksek olduğu anlamına gelmektedir.

Örnek verecek olursak

"Açıköğretim sınavı" ile ilgili bir siteniz olsun.  Bunun içinde http://www.acikogretimsinavi.net gibi alan adı uygun bir siteniz olsun. Dünyanın en büyük arama motoru olan Google da bir taratalım bakalım.

Google da "açıköğretim sınavı" olarak arama yapalım.

Site şu an 6.sırada. Bence yeterli arama motoru optimizasyonu yapılmamış yada site çok yeni. Ancak ileriki dönemlerde site geliştirilerek çok sayıda internet ziyaretçisinin siteye giriş yapması sağlanabilir.

Peki bu sitenin konumuzla ne alakası var?

Bu site WORDPRESS tabanlı bir site ve SEOsu hakkında Wordpress'in genel arama motoru optimizasyonu kurallarından bahsedilebilir. 

1-) Öncelikle sitenizi google'a tanıtmanız birinci kuraldır. buradan

2-) Sitenizin meta keywordlerini ve descriptionlarını (anahtar kelimeler ve açıklama) iyi seçebilmeniz çok önemlidir. Bunlar sitenin bölümleri arasına belirli kuralları çerçevesinde yerleştirilir. Eğer kodlama bilmiyorsanız Wordpress "all in one seo" eklentisi size oludukça yardımcı olacaktır.

3-) Sitenizin kalıcı bağlantılarını 

/%postname&

/%postname&.html

/%category%/%postname%

/%category%/%postname&.html olarak ayarlamanız arama motorları tarafından daha kolay algılanmanızı salayabilir...

4-) Sitenizin mutlaka bir site haritası (sitemap) olsun. Eger site haritası yapmayı bilmiyorsanız Google'a "google xml sitemap wordpress" yazıp iki tıkla wordpress tabanlı sitenizin site haritasını oluşturabilirsiniz.

Şimdilik bu kadar.. 

1 Ağustos 2009 Cumartesi

"Gitar Kursları", "İzmir Gitar Kursu" Etiketleri ile Google'da Üst Sıralarda Çıkmak

Telefonum  "gitar kursu" ile ilgili farklı başlıktaki ilk yazımı yazmamla daha fazla çalmaya başladı. İnternet gibi büyük bir dünyada google aramalarında hedef kitlelerinize  yapabileceğiniz birkaç faydalı adımda daha hızlı bir şekilde ulaşabilirsiniz.
  • Birinci Adım:  Sitenizi oluştururken sitenizin özgün içeriği olmasını sağlamanız. Yani gitar ile ilgili bir site yaptıktan sonra başka sitelerden içeriği yapıştırma yöntemiyle sitenizi oluşturmamanız  gerekiyor. Kendi bilgileriniz ile yazdığınız yazılar çok daha önemlidir.
  • İkinci Adım: Eger özgün bir içerik oluşturuyorsanız yazdığınız yazılara "etiket" yada "keyword"leri eklerken hedef kullanıcınıza uygun olarak daraltmanız gerekiyor.
Örnek olarak : Etiketi "gitar" ilan bir sitenin Google'da üst sıralarda çıkması zordur.
Ancak : İzmir gitar kursları olarak etiketlenen bir yazı Google'da daha üst sıralarda çıkabilir.
  • Üçüncü adım: Sitenize başka sitelerden backlink almanız. Böylece aldığınız backlinklere göre sitenizin PR (pagerank) değeri yükselecektir. Şu an için blogumun pagerankı 1 olarak görülmektedir.
  • Dördüncü adım: Bu bir geri bildirim adımı olarak ifade edilebilir. Yani siz "izmir gitar kursu" yada "izmir gitar dersi" ile ilgili bir yazı yazıyorken "yemek tarifleri" diye bir etiket oluşturursanız bu fake yani hileli etiket olarak Google tarafından algılanacaktır. Lütfen sitenizin geleceği için bu tür ucuz girişimlere girmeyiniz.
İyi bir site oluşturmanın yolunu anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olur...

ARMONİ MÜZİK AKADEMİ

0 232 245 48 43

28 Temmuz 2009 Salı

Farmakognozi Bütünleme Sınavım Ardından

Belki de bu senenin son sınavı olması ve sınavına girdiğim dersin her sınavında soru türleirinin farklılık göstermesi nedeniyle bu yazıyı yazma gereği hissettim.

Öncelikle eczacılık fakültesinde okuyorsanız 1. ve 2. sınıfta temel bilimler ve temel tıp bilimleri dersleri alıyorsunuz. Bunlara Biyofizik, Biyokimya, Analitik Kimya, Biyoistatistik, Organik Kimya, Anatomi, Fizyoloji, Patoloji, Mikrobiyoloji gibi dersler örnek olarak verilebilir ve bu örnekler çoğaltılabilir. Genel olarak eczacılık eğitiminde benim gözlemlediğim 1. ve 2. sınıf eğitimlerinin üst sınıf eğitimlerine göre daha kolaydır. Az ama düzenli çalıştığınız zaman çok yüksek notlar alabilmeniz de muhtemeldir.

Gelelim 3. ve 4. sınıfa

İşte kabus burda başlıyor.

Eczacılık Fakültesi öğrencileri bu yıllarda mesleki derslerle boğuşmaya başlıyor. Genel olarak ana dersler olarak nitelendirdiğim 4 dersimiz gerek teorik gerekse pratikleriyle zamanımızın büyük bir bölümünü bizden alıyor, ayrıca ruhen de bizi kendilerine zorundaymışız gibi hissetmemizi sağlıyorlar.

Bu dersler

  • Farmasötik Teknoloji (Ege Eczacılıkta okuyorsanız en uğraşacağınız ders)
  • Farmasötik Kimya
  • Farmakognozi
  • Farmakoloji olarak söylenebilir.

Tabi bunun yanında Kozmetoloji, Biyofarmasötik ve Farmakokinetik, Farmasötik Toksikoloji, Radyofarmasi, Farmasötik Biyoteknoloji gibi dersler de görüyoruz.

Ben burda bu kadar bilgiyi yazdım ama bugun benim için önemli olan yazdığım 4 büyükbaş dersten biri olan Farmakognozi (Nam-ı değer kognozi) bütünleme sınavından alnımın akıyla başarılı olarak geçtiğimi görmemden dolayıdır. Bu dersten 60 ortalama demek bizim fakültede BB ortalamayla geçtiğiniz anlamına gelir.

Neyse gelecek kuşaklara yardımcı olsun, birazda "çancılara ölüm" mantığıyla burada soruları paylaşıyorum.

Buyrun Kognozi SS'leri,

  • Radix Valeriana'yı anlatınız.
  • Lignan ve Kumarin kelimelerini tanımlayıp drog olarak iki örnek veriniz.
  • Sabit yağ ve Mum kelimelerini tanımlayıp Cera Alba'yı açıklayınız.
  • Stiasny ve Siyanidin reaksiyonlarını anlatınız.
  • Oleum Sesami'yi anlatınız.
  • Kara Hardal Otunu ( Herba Brassica Nigra ) anlatınız.
  • Mantar zehirlenmelerinde kullanılan drogun adını, yetiştiği bitkiyi, içindeki etken maddeleri ve farmakolojik etkilerini yazını.
  • Antrakinon türevlerini vucuttaki gerçekleşen reaksiyonlarını anlatınız. Antrasenozitlere iki drog örneği veriniz.
  • Artemisia Annua bitkisini anlatınız.

Son olarak kognozinin tanımını yaparak sözlerime son veriyorum. ( Farmakognozi-1 SS 10 puan her sene vizedeki ilk soru)

Başta insan sağlığı olmak üzere daha birçok alan yaralandığımız biyolojik kaynaklı ilaç hammaddelerin biyolojik, kimyasal, biyokimyasal ve ekonomik sorunlarına çözümler üretmek için araştırmalar yapan yüksek teknolojiye dayalı multidisipliner bir bilim dalıdır.

(31 kelime yazdım ancak 37 kelime olacaktı sorunun cevabı. Farmakognozi-1 dersini aldığım 3.sınıf güz döneminde misal tekrar alsam ve bu sınava tekrar girsem bu sorudan 10 puan yerine 0 puan alıyorum.)

26 Temmuz 2009 Pazar

Gitar alırken nelere dikkat edilmeli?

Bir gitaristin yada gitarist adayının müzik  hayatındaki en önemli unsur tabi ki kullandığı gitar ve gitarına gösterdiği önemdir. Bu konuda özellikle çalıştığım müzik kursuna gelip gitara yeni başlayacak öğrencilerimin (yada  velilerin)  bana yönelttikleri  sık sorulan soruların başında tabiki "gitar alırken nelere dikkat edilmeli" ve "nasıl bir gitar alınmalı ?" sorularıbaşı çekiyor.
Belki de bu soruları yüzlerce kez cevapladım.
Ben bugün öğrencilerimin çoğu klasik gitar çaldığı için yada klasik gitar ile başladıkları için klasik gitardan söz edeceğim.
  • Klasik gitar alırken en önemli nokta sap konveksliğinin olmamasıdır. Yani gitarın sapı gövdesiyle paralel bir düzlemde yer almalıdır. Herhangi bir eğim gitardan net ses almayı engelleyecektir.
  • İkinci önemli nokta ise gitarın klavyesinde yer alan perdelerden net ses elde edilmesidir. Bunun için gitar konusunda bilgi birikimine sahip birisinden yardım almak en mantıklı olan seçenektir. Ancak şunu belirtmeliyim ki, eğer her hangi bir telde her hangi bir perdeye bastığınızda cızırtılı ses çıkıyorsa o gitarı almamanızı öneriyorum
  • Üçüncü unsur ise gitarın eşik yüksekliği: Yani  tellerin klavyeden olan uzaklıkları. Bu uzaklık cok fazla olursa gitarı çalan kişinin gitarda herhangi bir perdeye basması ve gitardan net ses elde etmesi zorlanacaktır. Ancak bu eşik yüksekliği çok az da olmamalıdır. Eğer çok  az bir mesafe olursa bu seferde gitardan cızırtılı sesler alınacaktır. Bu konuda bilgi birikimine sahip bir gitaristten yardım almak sizin için daha kolay olacaktır.
  • Son olarak ise gitarda rezonanstan bahsedeyim. Gitarın seçiminde benim için çok önemli bir unsurdur. Gitarın telleri arasındaki ses uyumundan bahsediyorum. Eğer tellerden çıkan sesler birbirinden aykırı çıkıyorsa ( her biri ayrı ayrı kesik kesik duyulursa ) bu gitarın da benim için çok değerli olmadığını belirtmeliyim..
Sonuç olarak gitar alırken nelere dikkat edilmeli konusunda kısa ama geçerli bir yazı yazmaya çalıştım. Gitara yeni başlayacak arkadaslar için bir tavsiyem daha var. Lütfen markası bile olmadan çinden 1o-15 dolara getirilip Türkiye'de uydurulan markaların yapıştırıldığı 70-80-90 liralara satılan fason gitarlara itibar etmeyiniz. Eğer gitar almak istiyorsanız sizlere önerim bütçenize göre Valencia CG-160 yada Yamaha C-40 gitarlarından birini seçip ile gitar yaşamınıza başlamanızdır...

24 Temmuz 2009 Cuma

Farmavizyon Öğrenci Platformu 2009



Bu sene  gelecekteki mesleğim adına kendime birşeyler daha kattığımı düşündüğüm etkinliklerde biriydi  Farmavizyon Öğrenci Platformu.

Farmavizyon Öğrenci Platformunu, her yıl eczacılık anlamında düzenlenen Farmavizyon Eczacılık Fuarı bünyesinde gelecekte eczacılık mesleğini yaşatacak olan eczacılık öğrencilerinin  tartıştıkları ve kendilerini özgürce ifade edebildikleri geniş katılımlı, özgün bir platform olarak nitelendirebildiriz. Bu sene toplam 12 eczacılık fakültesinden 3'er kişi olmak temsilci olmak üzere 36 kişilik bir platform oluşturuldu. Ege üniversitesi adına seçilen kişilerden biride bendim.

Öncelikle platformdaki amacımız, eczacılık mesleği ile ilgili güncel bir ana başlık ve alt başlıklar seçmekti. Bunun için platformadan bir ay önce (mart 2009)  platform için seçilen arkadaslarla TEKB desteğiyle buluştuk ve ana konuya karar verdik. Konumuz : Farmasötik Bakım'dı.

Başlığımız ;

ECZACILIKTA GÜNCEL AKIM : FARMASÖTİK BAKIM

Farmasötik Bakımdan bahsetmeyeceğim. Çünkü platform sonunda yazılan bildirgede yeteri kadar açıklanıyor.

Zaman geçti. 11-12 Nisan çabuk geldi. Platform Farmavizyon Eczacılık Fuarı bünyesinde 2 günlük çalışmasına başladı. Sonucunda ise her fakülteden temsilci arkadasların fikir belirttiği bir bildirge oluşturuldu ve bu tüm eczacılık medyasına sunuldu.



Farmziyon Öğrenci Platformu 2009 Sonuç Bildirgesi:

ECZACILIKTA GÜNCEL AKIM: FARMASÖTİK BAKIM 

Biliyoruz ki; eczacılık mesleğinde birçok sorun var ve gördük ki bu sorunları dile getirerek ve tartışarak bir ilerleme kaydedemiyoruz. Biz öğrenciler olarak bu sene sorunlarla değil, çözüm önerileriyle karşınızdayız. Bu yüzden, mevcut sorunlara bir çözüm olabilecek farmasötik bakım konusunu ele aldık.

Farmasötik bakım, hasta ve eczacı arasında kurulan terapötik ilişkiyi anlatan bir kavramdır. Farmasötik bakım uygulayıcısı olan eczacı, bakım uygulamasına detaylı bir hasta öyküsü alarak başlar. Böylelikle tedavideki güncel ve potansiyel problemleri tespit eder, gerekli girişimlerle hastaya uygun bir tedavi planını oluşturur. Eczacı, hastanın onayını alarak, topladığı bilgilerin kaydını tutar. Bu şekilde tedavi planının izlem ve takibini yapar.

Farmasötik bakım ve klinik eczacılık birbirleri ile karıştırılan iki kavramdır. Farmasötik bakımı klinik eczacılıktan ayıran temel nokta eczacı tarafından hasta sorumluluğunun alınmasıdır. 

Bu da genel anlamda:
Eczacının öncelikle eczanesinde durması, 
İlaç tedavisini kendi mesleğinin bir parçası olarak algılaması 
Farmasötik bakıma uygun lisans eğitimi alması
Meslek içi sürekli eğitimlerle bilgilerini güncellemesi
Hasta ile etkili bir iletişim kurması ve bilgilerini hastaya doğru ve anlayabileceği bir şekilde aktarması
Tüm tedavi sürecini takip etmesi ile olur.

Farmasötik bakım yapıldığında; hasta, ilaçlarını hatasız şekilde alacağından yanlış ilaç kullanımına bağlı ortaya çıkabilecek sorunların, yeni hastalıkların, ek masraflarının ve psikososyal sorunların önüne geçilmiş olur. Böylelikle akılcı ilaç kullanımı ve farmakoekonomi sağlanmış olur.

İlaç kullanımında hastanın yakın takibi önemlidir, bu görev de eczacınındır. Eczacı topluma ilaç ve sağlık danışmanı olarak hizmet eder. İlaç, bitkisel ürün, gıda takviyeleri gibi yanlış kullanım sonucu insan sağlığını tehdit edebilecek ürünlerin eczacı kontrolü olmaksızın ve eczane dışında satışı düşünülemez. Oysa ticari bir meta haline getirilmek istenen ilaç, sıradan bir tüketim maddesi değil, sosyal ve de hayati önem taşıyan temel bir sağlık ürünüdür. Bu yüzden, özellikle mesleğimizin geleceğini çok yakından ilgilendiren ve tüm gücümüzle karşı çıktığımız OTC, ilaçta reklam ve ilacı eczane dışına çıkarma çabaları karşısında son derece duyarlıyız ve bu konuda eczacılık öğrencileri olarak kararlı bir mücadele vermekteyiz ve vermeye devam edeceğiz. Bunların çözümünü de farmasötik bakım uygulamaları içinde düşünülecek BTC ilaçların kullanımında görüyoruz.

Biz eczacılık fakültesi öğrencileri olarak, şunu farkettik ki; farmasötik bakım, mesleğimizin varlığını sürdürebilmesi ve saygınlığı için hayati önem taşımaktadır. Bu hususta, öğrencilere farmasötik bakıma uygun nitelikte lisans eğitimi, mevcut eczacılara meslek içi sürekli eğitimlerle farmasötik bakım eğitiminin verilmesi gerekmektedir. Alınacak olan bu eğitimin sadece teorik bazlı değil pratiğe yönelik olması ve bu eğitimi alan meslektaşlarımızın da farmasötik bakımın önemini kavrayıp hayata geçirmeleri şarttır.

Biliniyor ki ihtiyaçlara cevap veremeyen, kendini yenilemeyen meslekler, zamanla yok olmaya mahkumdur. Yakın zamanda sağlık uygulama tebliğinde yapılan değişikliklerle, eczacı artık birinci basamak sağlık danışmanıdır. Bu yenilikle beraber alacağımız sorumluluk ile eczacının sağlık danışmanı rolü ön plana çıkacak, “bu durumda hak edeceği ve özlediği” saygınlığa ve prestije tekrar ulaşacaktır. Ancak bu şartlar altında eczacı bir meslek hakkından bahsedebilir ve bunu talep edebilir.

Son olarak da şunu hatırlatalım ki: Mesleğimizin geleceği öğrencilerdir. Çok iyi bir örgütlenmeye sahip olan mesleğimizde, biz öğrencilerin de bu örgütlenmeye dahil olmasının önemi oldukça büyüktür. 

Böylelikle:

Örgütümüzün ve odaların yapmış olduğu faliyetlere öğrencilerin ilgisi ve katılımı artacaktır.
Geleceğimize sahip çıkacak öğrencilerin tecrübe kazanması ve bu tecrübelerini paylaşması sağlanacaktır.
Öğrenci iken örgüt bilinci edinenler, ileride mesleğimize çok daha fazla sahip çıkacak ve mesleğimizi yüceltmek için gerekli donanıma sahip olacaktır.

Biz öğrenciler olarak, geleceğimize umutla bakıyoruz ve bugünlerde başlayan bu yeni akımın, gelecekte mesleğimizi layık olduğu yere getireceğine inanıyoruz. Biz bugünün öğrencileri, yarının eczacıları olarak elimizden geleni yapmaya hazırız ve aynı duyarlılığı tüm meslektaşlarımızdan da bekliyoruz.


Son olarak biraz kendimin ve arkadaşlarımın reklamını yapayım:

2009 yılında Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmavizyon Öğrenci Platformu Temsilcileri 

Erkan Azizoğlu

Gülçin Arslan

Cemalettin Saraç

10 Temmuz 2009 Cuma

8.sınıf SBS Sonuçları açıklandı. Sıra Tercihlerde ...

Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Liseye başlayalı 8 yıl, bitireli ise 4 yıl geçti. Benim zamanımda liseye giriş sınavlarının adı LGS idi ve 8.sınıfın (daha eskilerin deyişiyle orta son sınıfın) sonunda oluyordu. Görüyorum ki yıllar bana getirdiği yenilikler, değişimler kadar (belki daha fazla) eğitim sistemine de getirmiş. Ne diyelim hayırlısı..

SBS nedir?
Sbs 6.sınıf, 7.sınıf ve 8.sınıfın sonunda uygulanan belirleme sınavı. Bu sınavların değişik puan baremlerieyle ortalamarı alınıp üstüne okuldan da adını bilmediğim puanlar eklenerek bir SBS başarı puanınız oluşuyor.

SBS başarı puanları dün 8.sınıflar için MEB'in sisteminde veriler halinde girilip halkımıza sunuldu. Toplumumuza hayırlı olsun.

Ayrıca SBS Sonuçlarını da buradan öğrenebilirsiniz.
SBS Sonuçları

Liseye başlayacak tüm kardeşlerime başarılar dilerim. Unutmamalıdırlar ki iyi bir üniversite eğitimi için lise başarınız çok önemli.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Gitar Kursu

Önemli bir konu "Gitar Kursu"
Google arama motoruna bir yazın bakalım
** gitar kursu
**gitar dersi
**izmir gitar kursu
Genellikle ilköğretim 2. kademe (eski tabirle ortaokul) yada lisede okuyorsunuz ve ailenize büyük baskılarınız sonucunda gitar öğrenmek istediğini kabul ettirdiniz. Ailenizde  "hadi bakalım oğlum kızım bir arada internetten bul güzel bir kurs dedi." Sizde büyük bir heyecanla yazdınız.
gitar kursu
izmir gitar kursu
gitar kursu izmir
gitar dersi
yada daha ayrıntıya inelim...
gitar kursu bul
elektro gitar dersi bul
En sonunda  buldunuz birşeyler. Girdiniz siteye büyük bir heyecanla
İyi bir gitar kursu seçilirken
  1. Yer gidilip görülmeli. Ortamın eğitime uygunluğu tespit edilmeli.
  2. Gitar öğretmeni ile kayıt sırasında tanışılmalı. Mutlaka ondan gitar eğitimi konusunda bilgi alınmalı.
Aklıma gelenler şu an için bu kadar. Son olarak şunu da belirteyim.
Gitar öğrenirken gitar öğretmeniniz kadar sizin düzenli çalışmanız da gitarı ilerletmeniz için önemli bir faktördür.
En sonunda da reklamımı yapmam gerekiyor sanırım.

Cemaleddin Saraç
Armoni Müzik Akademi Sanat Yönetmeni
Tel: 0-533-722-22-12

Reklamsız bir blog


Zamanımızın bir bölümünü (bana göre büyük bir bölümü) harcadığımız internet dünyasında çoğu zaman aradığımız bilgileri bulmak için pek çoğumuz google arama motorunu kullanıyor.

Arama motorlarında çıkan sonuçlarda iki tür alan adı vardır. Birincisi bireylere yada kurumlara direk ait olan adlar ki bunlar subdomain(yan alan adı) değillerdir. 

Diğeri ise ücretsiz kullanım için uygun genellikle subdomain (yan alan adı - ön alan adı) olarak kullanılan alan adlarıdır. Bunlar genellikle web günlüğü olarak kullanılmak için tasarlanmış yayın araçlarıdır.
Örnek olarak  Genç TEMA verilebilir.

Sorun ise tam olarak burada başlıyor. Bence blog sahipleri şirketler bu tarz bireysel bloglara reklam hakkı vermemeliler. Görüyoruz güncel aramalarda "film izle" yada "sbs sonuçları" gibi aramalarda çıkan siteleri ve bu tarz sitelerin de aralarında olduklarını görüyoruz. Pek çoğuda içerik hırsızı olup "blogspot.com" gibi yada "wordpress.org" gibi araçları kullanarak ve bloglarını reklam ve ucuz içerikle doldurarak para kazanıp haksız kazanç sağlıyorlar.

Bence buna bir an önce DUR denmeli !